Merhabalar,

Takip eden okurlarımın iyi tanıdığı ve 1985 yılında Almanya’da kurulan Simon-Kucher Yönetim Danışmanlığı ve Araştırma kuruluşu bu hafta 2026 yılına ait Küresel Otomotiv Pazar Araştırması anket sonuçlarını açıkladı.

Bu yılki anket sonuçları, ülkemiz de dahil olmak üzere 20 farklı ülkede 6.600 ü aşkın müşteriden elde edilen 6 temel satın alma eğilimini ortaya koyuyor. Şimdi sırayla 2026 yılına damga vuran bu temel eğilimlere bakalım:

1. Müşteriler pazarda alıcı olarak kalmaya devam ediyor.

Bu yıl satın alma görüşmelerinde ikna süresi daha uzun oluyor. Müşterilerin %73 ü yeni taşıt alma isteğini sürdürmekle birlikte taşıt satın alma eğiliminde geçen yıla göre %7 azalma var.
Tercih ettiği marka ve modeli bulamayan müşterinin %33 ü satınalmayı erteliyor. %21 i başka marka ve modele gidiyor. Sadece %15 i aynı markada farklı bir model satın alıyor.

2. Fiyat konusu yine ilk sırada. Pazarlığın zemininde açıklık ve sadelik olması şart.

Satın alınacak taşıtın fiyatı taşıtın uzun ömürlü olması ve/veya enerji tasarrufu gibi kriterlerin çok üzerinde baskın durumda. Geçen yıl satın alma kararını %38 oranında etkileyen fiyat konusu bu yıl %43 oranında etkili. Müşterilerin %52 si şeffaf fiyatlama istiyor. İkinci sırada %48 ile daha kolay fiyat kıyaslaması ve üçüncü sırada %46 ile ödenecek paraya değecek bir taşıt arayışı var.

3. Elektrik enerjisi ie giden taşıtlara ilgi daha fazla. Ancak güven sorunu devam ediyor.

Müşterilerin %68 i geleceğin elektrik enerjisiyle giden taşıtlara ait olduğuna inanıyor. Asya ve Güney Amerika pazarlarında bu inanç daha yüksek. Nesiller itibariyle inanç oranları şöyle:
1997-2012 arası doğanların %66 sı,
1981-1996 arası doğanların %70 i,
1965-1980 arası doğanların %61 i,
1964 öncesinde doğanların ise %39 u yeni nesil elektrik enerjisi ile giden taşıtların geleceğine inanıyor.

Yine de güven sorununu tetikleyen belli başlı unsurlar olarak; %51 ile şarj süresi, %50 ile batarya ömrüne ait belirsizlik, %50 ile menzil yetersizliği ve %47 ile batarya değişim maliyeti ön sıralarda.

4. Merka hala müşteri için önemli. Ancak bunu kanıtlayacak daha fazla argüman aranıyor.

Marka isminin müşteriyi etkilemeye devam ettiğini, ancak ağırlığının sadece %8 olduğunu görüyoruz. Müşteriler gelecekteki marka ve modellere %78 e varan oranda daha ilgili. Bilinen markalara bağlılık %67 lere inmiş durumda. Çinli markaları satın alma isteği de geçen yıla oranla %5 düşük. Fiyat avantajı ve teknoloji düzeyi Çinli markaların avantajı olmakla beraber emniyet, güvenilirlik ve kalite unsurları müşterilerin benimsemesini sınırlıyor. Müşteri önce uzman tavsiyesi arıyor. Arkasından kullananların izlenimlerine bakıyor. En son olarak üretici referansına yöneliyor.

5. Fiyatı etkileyen tarife engelleri, bulunabilirlik ve yerlileşme konuları satınalmayı tetikliyor.

Müşterilerin %55 i, uygulanan tarifelerin fiyatı artırdığını düşünüyor. %35 i ise taşıt seçimlerinin kısıtlandığı görüşünde. Aslında verilen yanıtlar karışık. Bir kısım müşteriler tarifeler nedeniyle yerli ürünlere dönmeyi tercih ederken, önemli bir kesim ise güvendikleri ithal bir modele daha fazla ödemeye hazır. Örneğin Türk müşteriler tarifelerin ithal ürünleri pahalılaştırmasından şikayetçi. Çinli müşteriler ise hükümetin de teşvik ettiği yerli yeni nesil taşıtların fiyat ve çeşit avantajını kullanıyorlar. Tarife ve ürün temininde belirsizlik sürdükçe müşteri stok imkanına ve sevkiyat durumuna bakarak satın alma kararı veriyor.

6. Taşıtın kendisinden çok yeni mobilite çözümlerine doğru artan ilgi var.

Giderek motosikletler, tatil için kiralanan taşıtlar ve mikro arabalara ilginin arttığını görüyoruz. Müşterilerin %69 u özkaynak veya finansman yoluyla birer motosiklet edinmiş durumda. Müşterilerin %62 si ise aylık veya yıllık bakım paketlerini tercih ediyor.
Özellikle genç müşteriler taşıt satın almak yerine abonelik ile taşıt kullanmaya odaklanıyorlar. Citroen Ami, Renault Twizy gibi mikro taşıtlar şehir içlerinde abonelik yönteminin ilgi çeken modelleri. Pratik olmaları, kolay park etmeleri ve düşük işletme maliyeti dikkat çekiyor.

Otonom ulaşım çağına girmekte olduğumuz bu yıllarda müşteri artık çok daha seçici ve satın almaya daha az niyetli. Kullanıp bırakmayı daha rasyonel buluyor. Otomotivciler bu yeni tercihlere göre üretecekleri yenilikçi çözümlerle geleceği şekillendirmek zorunda. Başka yol yok.