Merhabalar,
24 Şubat 2022 Perşembe günü Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle başlayan savaş ne yazık ki halen sürüyor. Yoğunlaşan ateşkes çabalarına rağmen henüz ateşkes sağlanamadı. Durum böyle olunca da savaşın ekonomik etkileri sanayi kollarında ağırlaşmaya devam ediyor. Doğal olarak otomotiv sektörü de bundan nasibini alıyor.
Covid19 pandemisinin tetiklediği mikroişlemci çip darlığının arkasından yaşanan bu savaş ile otomotiv devleri üretim faaliyetlerini durdurmaya ya da yavaşlatmaya başladı. Örneğin Stellantis, Rusya’daki Kaluga fabrikasında üreterek Avrupa’ya ihraç ettiği Van tipi modellerini artık ihraç edemez durumda. Chevrolet ve Opel markaları GM çatısı altındayken Rusya’dan ayrılmıştı. Halbuki 2019 yılında PSA ( Yeni haliyle Stellantis) , Opel‘in Rusya’dan ihracat ağırlıklı üretim yapacağını açıklayarak Rusya’da var olacaklarını söylüyordu. Şimdi ise Rusya pazarındaki yüksek riske dayanmaya çalışıyor. Seçilmiş bazı Rus bayilere Kaluga fabrikasından Grandland, Zafira ve Vivano modellerini dağıtma çabası içinde. 2019 yılında büyük ümitlerle yeniden başlayan Opel üretim faaliyeti Stellantis‘e şans getirmemiş görünüyor. Önce pandemi, sonrasında ise Rusya – Ukrayna savaşı hafif ticari araç üretiminde rekabetçi maliyete sahip olması planlanan Opel Kaluga fabrikasının ihracat üssü olmasını önlüyor.
Bir başka konu da şu: Acaba savaş devam ederse Avrupa elektrik motorlu taşıt üretimine geçmeyi planlandığı gibi başarabilecek mi? Avrupa ülkelerinin Rusya’ya önemli bir enerji bağımlılığı var. Dolayısıyla Avrupa ülkeleri henüz uzun sürebilecek ambargo süresine göre alternatif enerji kaynaklarını adapte edebilmiş değil. Elektrik enerjisi kullanan taşıtlar mutlaka hidrokarbon bağımlılığını azaltacak. Ancak bu kısa sürede olası değil. Özellikle 2020 yılı içinde Avrupa’nın elektrik üretiminin %20 si Rusya doğalgazına bağlıydı. Elektrik enerjisi ihtiyacını artırmak halen bu bağımlılığı artarak devam ettirmek demek. Tamamen yenilenebilir enerjiye dönmek ise uzun vadeli yatırım işi. Ayrıca batarya üretimi için gerekli Nikel temini de Rusya’ya bağımlı. Nikel fiyatlarının 100 bin $/ton seviyelerine çıkması da cabası.
Tüm bu gelişmeler, örneğin Ferrari markasının bataryadan elektrikli modellere geçmesinde tereddüt doğurmuş bile. Hibrit motor çözümüne daha yatkın olduğu mesajını veriyor. Japon Suzuki markası da bu yıl satmayı planladığı 5,6 milyon taşıtın Avrupa’da satılacak olanlarını Hibrit modellere çeviriyor. Ürettiği küçük SUV modellerin hibrit motorlarını da Toyota‘dan almayıp kendisi imal etmeye başladı.
Doğal olarak otomotiv markaları savaşın etkisiyle yaşayacakları zorlukların boyutunu hesaplama derdine düştüler. Avrupa Yeşil Mutabakat planına uygun politikaları sürdürürken bir yandan da içten yanmalı motorlara sahip taşıt üretimini bir süre daha gündemde tutmak gerçekten zor bir matematiksel denklemi çözmeye benziyor. Gelişmeleri izlemeyi sürdüreceğiz.

3 Yorumlar
İbrahim bey merhaba,
Elektrikli motora dönüş ile ilgili hareketlilik dünya genelinde yakın takibimizde. Ancak, e-motorlu taşıt üretiminde gerekli hammadde ve çip stoğu ihtiyacı karşılayamayacak durumda. Bir de üzerine çıkan savaş ve dünya genelindeki krizler de cabası. Sizin gibi alanında uzmanı bir kişinin belirttiği içten yanmalı motora sahip araç üretiminin bir süre daha devam edeceğini duymak inan ürkütücü.
Melih Beyciğim, tedarik zinciri o denli pahalı ve hammaddeye ulaşmak eskisine oranla o kadar zor ki çarklarını döndürmek için sektör oyuncuları çıkış yolları arıyor mecburen. Ama regülasyonlar net olarak 2050 yılını karbon nötr yılı olarak ilan etti bile. Dolayısıyla mecburen emisyondan arınmış dünya için sektör varını yoğunu ortaya koyacak. Uyum gösterenler yaşayacak.
Otomotiv firmalarının EU7 geçişini ötelemek için pazarlık etmeye başladıklarını düşünüyorum. Bu şartlarda yüksek teknoloji ve dolayısyla pahalı olan ürüne geçmek pek mantıklı olmaz. Aynı konunun özellikle Türkiye için de gündeme gelmesi süpriz olmaz
Buraya Yorum Yazabilirsiniz